• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • Site Haritası

GÜNEY AZERBAYCAN STRATEJİK ARAŞTIRMALAR MERKEZİ

TURAN

Site Haritası
Takvim
Üyelik Girişi
Folklor ve Milliyetçilik Bağlamında Güney Azerbaycan Türklerinin Millî Hareketlerine Bir Bakış

Millî Kimliğin Yükselişi: Güney Azerbaycan Millî Hareketi Doksanlı yılların başından itibaren sosyalist bloğun çökmesi ile birlikte eş zamanlı olarak mevcut anayasa çerçevesinde hareket ederek yalnızca anadili ve kültürel hakları talep etme amacını aşan siyasi oluşumlar, “Güney Azerbaycan Millî Hareketi” adı altı nda ortaya çıkmıştır. Müslüman Halkın Cumhuriyet Partisi’nin şiddet kullanarak bastırılmasının ardından Azerbaycan’da kesintiye uğrayan örgütsel siyasi faaliyetler, bir süre sonra düşünce ve eylem düzeyinde yeniden yapılanarak, kimlik temelli bir odakla tekrar başlamıştır. 

Güney Azerbaycan Millî Hareketi’nin ilk sokağa çıkışı 1992 yılında Kuzey Azerbaycan’da bulunan Laçın kentinin Ermeniler tarafından işgali ve İran’ın Ermenistan’a verdiği desteği protesto etmek amacıyla olduğu görülmektedir. Bu olayda Tebriz Üniversitesi’nde toplanan bir grup Türk öğrenci protesto yürüyüşü başlatmış, bu yürüyüş dakikalar içinde büyüyerek sokağa taşmış ve şehirde kısa süreli bir gerginlik yaşanmıştır. Bu olay zamanında önemsiz bir vaka olarak algılansa da çağdaş Azerbaycan Millî Hareketi’nin ilk fiili hareketi olarak tarihe geçmiş ve bir başlangıç noktası olmuştur (Araz, 2014, s. 36).

Hareketin bir diğer dönüm noktası Güney Azerbaycan Millî Uyanış Hareketi’nin kurulmasıdır. Temelleri 1991 yılında Mahmoudali Çehregani tarafından atılmış olsa da sistemli bir hale gelmesi 1994 yılında olmuştur. Çehregani 1994 yılında üniversitelerin ve çeşitli kültürel derneklerin desteğini kazanmış, 1995 yılında Tebriz’den milletvekili adayı olmuştur. Seçimlerde milletvekilliğini kazanmasına rağmen Çehregani Tahran Parlamentosuna girememiştir. Seçimler sırasında Tebriz’de Türk milletine Çehregani “Eğer haklarımızı ve istediklerimizi Tahran rejimi vermezse, hazırım babam Settarhan’ın çekmelerini (çizmelerini) giyip milletimle beraber Tahran’a kadar gitmeye!” şeklinde demeç vermiştir. Bu demeçten kısa bir süre sonra Çehregani İran rejimi tarafından çeşitli baskılara maruz kalmıştır. Kazanmasına rağmen parlamentoya giremeyen ve çeşitli baskılara maruz kalan Çehregani için Türkler, Güney Azerbaycan’ın çeşitli şehirlerinde miting ile gösteriler düzenlemiştir. Bu mitingler esnasında Çehregani ile birlikte birçok kişi tutuklanarak aylarca hapse mahkum edilmiştir. Birleşmiş Milletlerden İran’a Çehregani’nin serbest bırakılması için bir mektup yazılması üzerine serbest kalan Çehregani Azerbaycan, Türkiye ile ABD’ye giderek buralarda insan hakları çerçevesinde ve demokratik sahada millî mücadelesini sürdürmeye devam etmiştir. Çehregani buralarda otuz milyon Türk’ün siyasi haklarının ihlal edildiğini, kültürün yok edilmeye çalışıldığını, Türkçe isimlerin yasaklandığını, anadilinde eğitim alınamadığını dile getirmiştir. Ayrıca bölgenin stratejik olarak çok önemli bir konumda olduğunu, Turan’ın altın köprüsü niteliğini taşıdığını da dile getirmiştir (KK1).
Güney Azerbaycan Millî Uyanış Hareketi’nin genel ilkeleri arasında şu maddeler yer almaktadır:
1. Güney Azerbaycan Ulusal Uyanış Hareketi (GAMOH), Türk tarihi ve kültürüne ait değerler temelinde Güney Azerbaycan Türklerinin ulusal özgürlüğü, demokratik yaşamı, maddi ve manevi ilerlemesi ve refahı için mücadele eden siyasi ve sosyal bir örgüttür.
2. GAMOH organizasyonu uluslararası normlar, ilkeler ve bu tüzük temelinde çalışmaktadır.
3. GAMOH, Güney Azerbaycan Türk milletinin kendi kaderini tayin hakkı ve insan hakları mücadelesinde Birleşmiş Milletler (BM) uluslararası anlayış ve insan hakları beyannamesi temelinde çalışmaktadır.
4. GAMOH, Güney Azerbaycan coğrafi sınırları dışında kurulan büro ve temsilcilikler uluslararası normlara ve bulundukları ülkelerin kanunlarına uygun olarak çalışmaktadır.
5. GAMOH, demokrasi, gönüllülük, üyelerinin eşit hakları, özyönetim ve insan haklarına saygı ilkeleri üzerine kurulmuş bir kuruluştur (URL-1)
Güney Azerbaycan Millî Hareketi’nin ilk kitlesel hareketi ise 1999 yılında gerçekleştirilen Babek Kalesi Kurultayı’dır. Siyasi ve kültürel yollar ile kendi haklarını arayan, Farslaştırma politikasına karşı çıkarak kimliklerini korumaya çalışan Güney Azerbaycan Türkleri Babek Kalesi’ni bu mücadelenin sembolü haline getirmişlerdir (Azeroğlu, 2019, s. 101). Babek Kalesi’nin bir sembol haline gelmesinde Azerbaycan’da Arap zulmüne karşı direnen Babek etkili olmuştur. Babek, Arap halifesi Memun zamanında Azerbaycan’da Arapların hâkimiyetine karşı direnen baş liderdir. Babek hakkında pek bilgi bulunmasa da onun çobanlık yaptığı bilinmektedir. 816 yılından itibaren 23 yıl boyunca Arap halifelerine saltanatlarını kaybetme korkusu yaşatan Babek, İslam dinine değil Arap ve faşist Abbasi halifelik zihniyetine karşı olan, millî şuurun göstergesi konumunda bir harekettir. Hareketin geniş bir çevreye yayılmasından sonra Babek, Güney Azerbaycan’da Bez Kalesine istihdam kurmuş ve Arap halifelerinin gönderdiği orduyu bu kalenin dibinden geri püskürtmüştü. Uzun uğraşlar sonucu Babek’i esir alan Afşin, onu Arap halifesinin yanına götürmüş ve Arap halifesinden özür dilemesini istemiştir. Ancak Babek özür dilemeyince onun ayaklarını kestirmiştir. Babek ayaklarından çıkan kanla yüzünü boyamıştır. Arap halifesi bunun nedenini sorunca “kan kaybından öldüğümde yüzüm sararacak, bu sararmanın nedenini senden korktum sanmasınlar” diyerek cevaplamıştır (Danışver, 2004, s. 24-26).
Güney Azerbaycan Millî Hareketi için Babek’in önemli olması Babek’in kendi kültürünü ve millî şuurunu korumuş olmasıdır. Hareket etrafında toplanan Türkler, Babek gibi kendilerini Farslaştırılmaktan korumakta; kendi kültürlerini ve dillerini yaşatmaktadır. 30 Haziran-9 Temmuz tarihleri arasında Babek Kalesi Kurultayı Güney Azerbaycanlıların millî kimlik arayışları çerçevesinde öze dönüş töreni olarak tanımlayan Keskin, Fars milliyetçilerin siyasal, kültürel, ideolojik aygıtlarının baskı ve yıldırma çalışmalarına rağmen Güney Azerbaycan Türklerinin Babek Hürremdin’e Azerbaycan millî kahramanı gibi sahip çıktıklarını, kalede geniş çaplı ve çok renkli (kültürel, sanatsal, edebi ve siyasi) tören gerçekleştirdiklerini, bu törenin bir halkın gerçek özlem, kaygı, arzularını göstermekte olduğunu dile getirmiştir. Ayrıca Babek Kalesi’nin, İran’da siyasal bir olgu olarak ortaya çıkan Azerbaycan-Türk kimliğini ifade etmek için başvurulduğu tarihi bir mekân olduğunu; İranlılık kimliği zayıfladıkça, Şia bir siyasal olgu olarak iflas ettikçe ve Azerbaycan-Türk kimliği siyasi düzeyde güç1077 kazandıkça Babek Kalesi törenin daha da güçlendiğini vurgulamıştır (2004, s. 22). Ancak Türklerin kendi kimliğini korumaya yönelik her türlü faaliyeti engellemeye çalışan İran yönetimi polis, ordu ve istihbarat örgütleriyle kültürel nitelik taşıyan Babek Kalesi yürüyüşünü engellemeye çalışmaktadır (Azeroğlu, 2023, s. 100).
Güney Azerbaycan’daki Türklerin ayaklanmasına neden olan olayların son damlasını 12 Mayıs 2006 yılında İran’da İrna’ya * bağlı İran-i Cuma adlı ekte “Hamam böceklerinin bizi böcekleştirmemeleri için ne yapmalıyız?” başlıklı bir yazı ve karikatür taşırmıştır. Karikatürde bir hamamböceği bir çocukla konuşmaktadır. Çocuk hamamböceğine bir şeyler demektedir ancak hamam böceği hiçbir şey anlamayarak “Ne?” demektedir. Bu karikatürde böcekler (Türkler) insan dışkısından beslenen ve nüfusunun artmaması için yok edilmesi gereken, “dil”den anlamadıkları için müzakere masasına bile oturulmayacak aşağılık parazit yaratıklar olarak betimlenmiştir. Bunun üzerine önce Tebriz Üniversitesi’nde daha sonra Güney Azerbaycan’ın birçok yerinde gazetenin kapatılması için gösteriler başlamıştır. Ancak İran gazetesinin olayı ciddiye almayıp özür dilemek yerine bir öğüt mektubu yazması üzerine Güney Azerbaycan’daki Türklerin öfkesini daha da arttırmış ve olaylar git gide büyümüştür. Zencan, Hoy Tebriz, Merend, Urmiye, Koşaçay, Sulduz, Erdebil başta olmak üzere Güney Azerbaycan’ın birçok yerinde yapılan gösterilerde birçok kişinin ölmesi, yaralanması ve tutuklanması üzerine bu olay “Kanlı Mayıs- Haziran Ayaklanması”, “Karikatür Krizi”, “22 Mayıs Olayları” adlarıyla tarihe geçmiştir. Protestolar, farklı günlerde başlamış olsa da gösterilerin anma yıl dönümü olarak Tebriz olaylarının başladığı gün olan 01 Hordâd/ 22 Mayıs seçilmiştir (Güney Azerbaycan Öğrenciler Federasyonu, 2007, s. 1-19; Araz, 2014, s. 48-49; İpek, 2012, s. 279; Albayrak, 2013, s. 594-600; Azeroğlu, 2023: 34Ramazani, 2015, s. 92-94).
Folklor ve Milliyetçilik Bağlamında Güney Azerbaycan Türklerinin Özgürlük Mücadelesi
Folklor, kuşaktan kuşağa aktarılan sözlü anlatılar, gelenekler, ritüeller, edebiyat, danslar, el sanatları ve diğer ifadelerin incelendiği bir bilim dalıdır. Bu bilim dalı, bir topluluğun veya grubun kimliğini ve geçmişini yansıtan kültürel ifadeleri içermektedir. Folklorun bir disiplin olarak millî devletlerin oluşum süreci içinde gelişmiş bir bilim dalı olduğu, Türkiye dahil birçok ülkede folklor ve milliyetçiliğin iç içe geçmiş bir şekilde bulunduğu bilinmektedir (Öztürkmen, 2006, s. 271). Folklor çeşitli dönemlerde çeşitli işlevler üstlenmiş kimi araştırmacılar için sadece egzotik bir obje olurken kimi araştırmacılar için bir sanat türü olarak görülmüştür. Bazı araştırmacılar için ise folklor, bir kimlik arama kaynağı olmuştur. Yaklaşımlara göre çeşitli metotlar, teoriler geliştirilerek folklor sistemli bir şekilde incelenmeye başlanmıştır (Temur, 2011, s. 1). 20. yüzyılda folklorun realpolitik amaçlar için ideolojik kullanımı 19. yüzyıldaki romantik milliyetçilik akımından kaynaklanmaktadır (Dorson, 2011, s. 25). İngiltere’de ortaya çıkan romantizm akımı Almanya’ya, Fransa’ya ve tüm Avrupa ile Sovyetlere yayılmıştır. Romantik akımın tesiri ile Avrupa’da başlayan “soylu vahşi” tutkusu zaman içerisinde geçmişe dönme, yeni bir edebiyat için geçmişten yararlanma düşüncesine dönüşerek bir bilim halini almıştır (Cocchiara, 2017, s. 24-27; Çobanoğlu, 2005, s. 93). Milliyetçilik bağlamında mitler, efsaneler, destanlar, kahramanlık hikâyeleri vb. folklorik unsurlar bir ulusun kimliğini inşa etmek ve güçlendirmek için kullanılmaktadır. Folklorik unsurlar, ulusal birliği ve aidiyet duygusunu güçlendirerek milliyetçi duyguları destekleme açısından önemli bir rol oynamaktadır. Folklor çalışmalarını motive eden milliyetçilik anlayışı, Türk dünyasında kendini tanıma aşamasında kalmış; Batı’daki gibi diğer toplumlara üstünlük kurma çabasına dönüşmemiştir. Bu durum Türkiye ile birlikte birçok Türk topluluklarında içe dönük bir tanıma ve kimlik inşa etme sürecini ortaya çıkartmıştır (Ersoy, 2013, s. 60). Kimi zaman ulusların kendi talepleri doğrultusunda kimi zaman ise dış yönlendirmelerin etkisiyle yeni kimlikler, yazı dilleri, uluslar ve ulus devletlerin ortaya çıkış süreçleri başlamıştır. Yeni kimliklerin, yazı dillerinin, ulusların inşası söz konusu olduğunda akla ilk gelen ülkelerden biri Rusya (Bayram, 2014, s. 3) olsa da İran’da bu politikayı uygulamaya çalışmıştır. İran, bölgede yaşayan tüm etnik kökenlerin Şiilik ve Farslılık potası altında eritilmesini; bu toplulukların kendi dil, sanat ve kültür gibi geleneksel faaliyetlerine yabancılaşmasını istemiştir. Ancak İran’da yaşayan Türkler ise bu politikaya karşı çıkarak özlerinden uzaklaşmamak için mücadelelerini sürdürmektedir (Erdil, 2021, s. 597). Bu mücadele Güney Azerbaycan Türklerini ve İran’da yaşayan diğer Türk topluluklarını geçmişten izler taşıyan folklor ürünlerine yönelmelerine olanak sağlamıştır. Güney Azerbaycan Millî Hareketi’nin kültürel kolu olan dil, edebiyat ve millî oyunlar 1990 yıllardan itibaren halka yayılmaya başlamıştır. Hareketin ilk evresinin oluşmasında önemli bir etken olan bu evrede gizlice dil, müzik ve millî oyunlar öğretilmeye başlanmıştır (Azeroğlu, 2023). İran’da yaşayan Türk âşıklarının sürekli Türkçe konuşması ve bütün şiirlerinde Türkçeyi kullanarak eserler vermesi İran Türklerinin millî kimliklerinin korunması ve gelişmesi açısından önemli bir işleve sahiptir. Vasıtasız bir şekilde köy, yayla, kasaba, şehir, oba, oymak dolaşarak Türk dilinin tebliğcisi olan âşıklar Türk millî kimliğinin korunmasına büyük hizmet etmiş ve günümüzde de vermeye devam etmektedir (Kafkasyalı, 2007, s. 59). 2000’li yıllardan sonra teknolojinin gelişmesi, televizyon yayınlarının ulus sınırlarını aşması ve internetin yaygınlaşması ile beraber Güney Azerbaycan Millî Hareketi, kısa zamanda geniş kitlelere ulaşmıştır. İlk olarak kitap, gazete ve dergi yazılı/basılı medya ile kimliklerini koruyan Güney Azerbaycan Türkleri ilerleyen zamanlarda yazılı/basılı medyaya ek olarak GünAz TV’nin (URL-2) açılmasıyla dijital medyada etkili olmuştur. İnternetin etkili olduğu günümüzde Güney Azerbaycan Millî Hareketi çeşitli internet sitelerinden ve sosyal medyadan paylaşılan içerikler ile varlığını sürdürmektedir. Çalışmanın bu bölümünde örneklem olarak internet içerisinde yer alan içerikler ele alınarak hareketin günümüzde folklorik unsurlardan nasıl yararlandığı bu örneklemler üzerinden irdelenmiştir.
Sonuç
İran’ın kuzeybatısında yaşayan Güney Azerbaycan Türkleri yüz yıla yakın bir süredir birikmiş ekonomik, siyasi ve kültürel isteklerinin bir sonuca varmamasından dolayı millî bilince dayalı bir hareket olan Güney Azerbaycan Millî Hareketi’ni başlatmıştır. Böylelikle 1990’lı yıllardan önce kültürel sahada olan milliyetçilik bu hareket ile birlikte siyasi sahaya kaymıştır. Siyasi, kültürel ve ekonomik taleplerinin reddedilmesi, Kuzey Azerbaycan’ın bağımsızlığını kazanması ve Karabağ Sorununda İran’ın Türkler yerine Ermenileri tutması Güney Azerbaycan Millî Hareketi’nin kıvılcımları arasındadır. İran ile Türkler arasındaki sorunun son damlasına ise İran’ın resmi devlet gazetesinde yayınlanan karikatür sebep olmuş ve Türkler bu karikatürü protesto etmek için kitleler halinde sokağa dökülmüştür. Siyasi olarak Güney Azerbaycan’da şemsiye bir kavram olan Güney Azerbaycan Millî Hareketi içerisinde çeşitli partiler ve oluşumlar kurularak bölgede Türk 1088 halkı ile birlikte Farslaştırma ve İranlaştırma politikasına göz yumulmayarak kendi özüne dönme amaçlanmıştır. Güney Azerbaycan Millî Hareketinde mitlerden, efsanelerden, destanlardan, kalıp sözlerden, şiirlerden ve sözlü tarih gibi çeşitli türlerden yararlanılarak folklorik unsurlar ortaya konulmaktadır. Bölgedeki Türkler bu folklorik ifadeleri nesilden nesile akt ararak hem kimliklerini canlı tutmuş hem de kendi kültürel renklerini çeşitlendirmiştir. Bu bağlamda Güney Azerbaycan Millî Hareketi, folkloru bir araç olarak kullanarak kimliklerini korumayı hedeflemiştir. Folklor ile sadece kimliklerini korumakla kalmayıp aynı zamanda halkın bir araya gelmesini, birlikte hareket etmesini ve kültürel olarak güçlenmesini sağlamıştır. Bir başka ifadeyle folklorik ifadeler halk arasında dayanışmayı artırarak direnişin bir parçası olarak işlev görmüştür.
 
  
62 kez okundu

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın
Döviz Bilgileri
AlışSatış
Dolar42.325042.4946
Euro48.977149.1733
Hava Durumu
Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi1
Bugün Toplam43
Toplam Ziyaret11722