• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • Site Haritası

GÜNEY AZERBAYCAN STRATEJİK ARAŞTIRMALAR MERKEZİ

TURAN

Site Haritası
Takvim
Üyelik Girişi
GÜNEY AZERBAYCAN TÜRKLERİNİN TARİHÎ ROMANİ “SETTAR HAN HAMASETİ

Gülistan ve Türkmençay antlaşmalarıyla Kuzey ve Güney Azerbaycan olarak iki kısma sürüyor Azerbaycan, Rus ve Fars kültür dairelerinde iki ayrı gelişme göstermiş, Güney Azerbaycan kısmı yok sayılmaya ve asimilasyona maruz kalır. Bu asimilasyon siyaseti Pehlevi sülalesinden başlayarak bir asırdan beri farklı şekilde devam etmektedir. İran'da Türkler politik sahneden çıkarılmış, yönetim Türk Kaçar Hanedan- Adından Pehlevi sülalesine geçirilmiştir. Bu olayların incelendiğimizde, İngiliz yanlısı kişilerin ve misyonerlerin bilgilerini görmemiz mümkündür.  yaklaşık yüz elli yıl boyunca İran'a hakim olan Kaçar Hanedani'nin sonlandırılması için hazırlıklar Meşruta hareketinin saptırılmasıyla başlandı. İlk başta anayasa ve meclisin açılmasını hedeşeyen demokratik bir hareket olan Meş- Rutacılık, misyonerler parçaları sömürgeci güçlerin şom emellerini hayata geçirmek melerine dönüşmüştür. Bu dönemde Tahran'dan sonra ikinci başkent sayılan Tebriz, Meşrutacıların merkezi haline gelmiş, İran'ın olaylarına yön veren siyasi başkentiydi.

“Settar Han Hamaseti”roman İran'ın siyasi tarihinde önemli yeri olan Settar Han Karadağlı'nın hayatının çerçevesi oluşturulmuş ender eserlerdendir. Bu eserde dönemin diğer siyasi şahsiyetleri de yer almaktadır. İran coğrafyası- da yaşayan Türklerin milli şahsiyetleri, çok esere konu olmamıştır. Bunun nedeni ile bir İran Türklerinin yazılı edebiyattan ziyade şifahi edebiya- ta sahip oldukları, diğer taraftan 1946 yılında Güney Azerbaycan hükûmetinin düşürülmesiyle Pehlevi sülalesinin kültürel soykırımın yürütülmesidir. Milli Hükûmetin merkezi güçler tarafından yıkılmasıyla 30 bin Güney Azerbaycan Türkü katledilmiştir. Ayrıca yazar ve aydın düşünür idam veya sürgün Edildi.

İran'ın son yüzyıldaki siyasi olayları coğrafyamızda incelediği da oluşan yapıyı daha da somutlaştırabiliriz. Bu coğrafyada Türklerin siyasi Kaçar Hanedani yerine Pehlevi sahnesinin sülalesinin çıkarılması, İran'da Türk dili ve kültürü yok etme politikasının başlatılması, Meşruta sü- recinin saptırılmasıyla başlandı. İngiliz elçiliğinde bakıcıları olan, daha daha sonra nizamiyede görevlendirilen Rıza, Tahran'da bir darbeyle iş başına geçi- rilmiş, bölgesel yapay bir tarih yaratılmıştır. Perslerin İran'ın gerçek sahipleri olduğu, Türklerin bölgesinde daha sonra göç edildiği söylenerek, Türk kültürü- nü coğrafyadan söküp atma politikası başlatılmıştır. Aslında Rıza Şah bunun için sınıflandırılıp iş başına dönüştürülür. Tebriz'in işgalinde ve Settar Han'ın öldürülmesi İçinde önemli bir rol olan bu şahsın, Ahmed Şah'ın İngiltere seyahati sırasında bir darbeyle yönetimi ele almıştır. İran'da Farsçayı resmî dil ilan eden Pehle- viler, Türkçeyi yasaklamış, o döneme kadar yapılan mimari eserler yıkılmış, Türk varlıkları ve kültürü İran'dan söküp atmaya çaba gösteriyor.

Bu tarihi olaylara ışık tutan“Settar Han Hamaseti”romanı, 1957 yılında Abbas Ali Ekberoğlu Penahî Makûyî'nin (1902-1971) kaleminden Azerbaycan Türkçesiyle yazılmıştır. 1963'te Moskova'da Rusçaya, 1981'de İran'da Fars- çaya çevrilmiştir.  İki ciltten oluşan 850 sayfalık roman, dört ana bölüm parçalarını, ana bölümleri kendi içinde alt bölümlere ayırır. Eser konu iti- Bariyle dönemin siyasi olaylarına ışık tutarak İran'daki Güney Azerbaycan Türklerin siyasi güvenliklerinin önüne geçiyor. Dönemin emperyalist güçler tarafından İran'da iktidar değişimine zemin hazırlayan olaylar konu edinen eser önemli bilgiler içermektedir. Abbas Ali Ekberoğlu Penahî Makûyî, 1902 yılında Güney Azerbaycan'ın Makû doğuştan doğmuştur. Babasının ticaretle uğraştığı için çocukluğunda İs- tanbul, Tebriz, Tiflis gibi önemli kültür merkezleri vardı, bu ortam- lardan etkilenmiştir. Beş yaşında şiir yazmaya başlayan Makûyî, Mirza Ali Ekber Sabir'in şiirlerinden ve düşüncelerinden de test edilmiştir. Makûyî, ilk şiirlerini 1922 yılında Tiş'te yayınladı“Yeni Fikir”gazetesinde yayım- olmuştur. 1923'te Azerbaycan Türklerinin Arap alfabesinden Latin alfabesine üzerine yazdığı“Yeni Türk Alfabesi”şiiriyle dönem aydınlarının dik- katlarını üzerine çekmiştir.

Güney Azerbaycan Türklerinin tarihi roman yazarlarının başında gelen Makûyî, yazdığı eserlerde gerçek olaylar konu edinildiğinde bu alanda farklı bir yere sahip idi.“Settar Han Hamaseti”romanında İran Meşrutiyet hareketinde geçen olaylar, Tebriz'in Ruslar tarafından işgali, Muhammed Ali Şah Kaçar'a yapılan suikastı, 6 Kuzey Azerbaycan ve Kafkaslardan Tebriz direnişçilerine gelen yardım- lari, 7 Settar Han'ın Tahran'a eklenmesi 8 ve hastalarını anlatmıştır. Kı- saca Güney Azerbaycan Türkleri ve İran tarihindeki dönüm noktası olan olaylarda rol alan şahsiyetleri okuyucuya sunmuştur. Yazarın kimi olaylarında geçmesi günün ayrıntılarını ayırın. Örneğin eserinin ikinci cildinde Tahran'da Muhammed Ali Şah'ın meclis tarafından tahttan indirilmesi ve mecliste bu tasarının oylanması gününün tarihi 9 şu şekilde dipnot olarak düşmüştür: 16 Temmuz 1909 (Cuma günü, 25 Mordad 1288). Aynı şekilde Muhammed Ali Şah'ın Tahran'dan günün dipnotta şu şekilde olduğunu belirtti: 9 Eylül 1909 (18 Şehriver 1288) Muhammed Ali Şah yurt dışına çıkmak için Tahran'dan ayrıldı.

Settar Han Hamaseti Romanının Ana Çizgileri

Romanın birinci cildinin ilk bölümleri Settar'ın çocukluk dönemi, köy hayatları ve Tebriz'e göç etmelerini anlatır. O, Karadağ'ın Misgeran köyünde hayvancılıkla uğraşan Mirza Hasan'ın oğludur. Babası hayvanlarının telefi olduğundan sonra yakın köylere kumaş ve şifalı bitkiler satarak zor koşullar çocukların geçişini sağlar. Settar'ın doğup büyümesi Misgeran köyünün ağası Samsam Han, köyde bulunan canlı ve cansız her şeyin sahibidir. Kethüda safra onun karşısında titrer. Köyün en büyük ve en gösterişli evi, onun evidir. Settar'ın özgürlüğünden itibaren gücünün artmasında önemli etkisi olan ağabeyi İsmail, köydeki ağalık sistemi ve zulme başkaldırıp kaçak hayatı Yaşar. Babasının vefatıyla köye dönen İsmail demircilikle uğraşarak anası ve kardeşinin uygulanması üstlenir. Ağabeyi her zaman ona ilham kaynağı olmuş, Settar'ın ağalık düzenine başkaldırmasında önemli bir rol oynamıştır. Ağa ve ailedeki köylülerle olan münasebetleri, köylüler ile ağa ailesi arasında gözle görülür adaletsiz yaşayış biçimi, köy mektebinin mollasının düzenibazlı- ğı, romanın ilk bölümünde ele alınan konulardır. Bu olgular Settar'ın başkal- dırıcı bir kişiliğe sahip olmasında etkili olmuştur. Köye giriş çıkışlarının tamamı köyün ağası Samsam Han'ın iznine bağlıdır. Köyden çıkış izni alabilenler dönüşlerinde ağaya değerli hediyeler getirmelidir. Köylülerin tarımdaki üçlü biri köyün ağası Samsam Han'a verilmiyorHan köylüleri cezalandırırken tamamıyla el koyma yetkisine sahip sahiptir. Samsam Hanoğlu için Tebriz'de ev yaptırıldığında bile evin malzemesi- köylülerin ihtiyacını karşılaması ve Tebriz'e ulaşımları gerekmemiştir. Bu işe beden- kendi gücüyle katılamayan köylülerin cezalandırılması. Romanda köy ağası Samsam Han gaddar, nefsine düşkün, zalim birisi ola- rak tasvir edilmiştir:“Köyün genç kızları evlenmeden önce Han'ın muta nikâ- hına girerler. Bu nikâhtan olan çocuklar kürtaj ile alınır, her yıl ergenlik çağına girmeken bir iki kız çocuğu Han'ın hayvani ihtiyacına kurban giderdi.” 17 Köy Ağası, köylülerin yaptığı hatalar ağır şekilde cezalandırır. Cezalar bazen kö- yün mollası bitti para cezasına çevrildi. Köy ağasının tek çocuğunun oyun sırasında kazara kolunun kırılmasıyla, Settar'ın ağabeyi İsmail ve diğerleri ağır bir şekilde cezalandırılır:“Han'ın evinde- ki büyük havuza atılan İsmail'i (Settar'ın abisi) ve diğerlerinin elbiseleri çıkarıldı, Han'ın emriyle ince bedenlerine vurulan terekelerin sesi, haykırışlara karıştı. Yal- nız İsmail kendini tutmuştu ve darbede ipeklenerek direniyordu.” 18 (Makûyî, s. 12).Müteakiben Settar ve arkadaşlarının mektebin mollasından intikam alması almak istedikleri için ağa tarafından köyden kovulurlar. İsmail diğer ailelerle bir- likte veliahta şikayet etmek için Tebriz'e yola koyulur. Ne var ki Tebriz'de umduk- kendilerinin olmayanlar. Veliaht sarayının önünde günlerce bekleyen aileler, gösterenler ve olaylardan etkilenerek şikayetlerinden vazgeçer ve Tebriz'e yerle- şirler. Settar kimliklerinin yanında istihdamle uğraşırken, kardeşi İsmail, köyün ağası Samsam Han'dan öc almak için gruplarla Karadağ'a gider. Misgeran köyü yolunda Samsam Han'ın adamlarıyla çatışmada öldürülür. Tebriz'de işe alımda kazanan Settar, bu haberi duyunca veliah- dın özel atıflarını yaptırır imtina eder. Kardeşi İsmail'in kanlı defterini evinin duvarına asar ve bundan sonra hiç indirmez. Settar, Tebriz'de Bağır ile tanışır, onunla ömürleri boyunca devam edecek olan dostlukları ve birliktelikleri başlar- lar. Settar'ın genişliği sayesinde Tebriz'in ağır borçlarının kapasitesinde refahın sağlanması, halkın arasında itibarı yükselir. Yaşadığın Emirekız mahallesinden tüm Tebriz'e gidiyor.

Settar'ın tacirleri ve zenginler ile münasebeti, zenginden alıp fakirlere ver- mesi onun reklam kazanmasında etkili olur. Tebriz'de kıtlık döneminde kimi tacirler buğdayları ambarlarda saklayarak un ve ekmek fiyatının artmasına se- bep olurdu. Settar, Bağır ve arkadaşlarının buğday stokçularının ambarlarını Halka açılmasının fiyatının azalmasını sağlarlar. Fırsatçı tacirler cezalan- dırılır, buğdayları halk arasında makul fiyatla satılır. Halkı açlıktan kurtaran Settar, bu olaylardan sonra halk arasında daha da itibar kazanır. Romanın devamında yazar, Azerbaycan aydınlarından Mirza Hasan Rüş- diye'nin İstanbul'dan dönüşüne ve gelişmiş okulların açılmasına yer verir. Rüşdiye, yeni bakım modern okulların Tebriz'de açılmasına gayret gösterir. Tutucu bir kesimin zihnini saklayan okul zilini kiliselerin çanları- na benzetir, bu okullarda okumanın haram ve şeytani işler olduğunu yayar.

Bu nedenle halk, çocuklarını yeni okullara göndermek istemez; Mirza Hasan Rüşdiye’nin çabaları sonuçsuz kalır. Bunun ardında Rüşdiye, Tahran’a göç ederek siyasete girer. Daha sonraki olaylarda Settar Han ve arkadaşlarına Meşruta hareketinde önemli yardımlarda bulunur. O dönem Tebriz’den Tahran’a giden vergiler altına çevrilir, ayın belirli bir günü özel arabayla yola çıkardı. Arabada iki yolcu bulunurdu. Settar Han ve Bağır Han yolcu kılığında arabaya binip devletin altınlarını ele geçirirler. Bu altınlar Settar Han ve arkadaşlarının maddi ve siyasi yönden güçlenmesine, daha etkin olmalarına önemli katkı sağlar. Settar Han artık yönetimin zulmüne karşı isyan bayrağını açmış, zalim- lerin korkulu rüyası olmuştur. Her geçen gün daha da güçlenen ordusuyla Karadağ bölgesinde doğduğu köye, Samsam Han’dan intikam almaya gider. Köyde Samsam Han, Kebli Ferec’in kızına gözünü dikmiştir. Han, kızın babası Kebli Ferec’in karşı gelmesine kızarak onun buğday ürününün tamamına el koymuş, bununla yetinmeyip çıkan arbedede Ferec’in oğullarını da öldürmüş- tür. Tam bu sırada Settar Han ve arkadaşları yetişir. Samsam Han ve yandaş- larını tutuklayarak halkın isteğiyle köy meydanında asarlar.

Settar Han, halkı bir araya getirerek her geçen gün itibarını artırır. O dö- nem, Tebriz veliaht merkezi olarak önemli bir siyasi merkezdi. Tahran, Kaçar şahının siyasi yerleşkesi olsa da, Tebriz veliahdın yeri olarak ikinci başkent sayılırdı. Tebriz Meşruta hareketinin beşiği ve İran’da yenilikçiliğin ilham kay- nağıydı. Meşruta fermanının imzalanmasıyla şahın yetkileri kısıtlanır. Teb- riz’deki genç veliaht, halkın bu gelişmeden haberdar olmaması için telgraf tellerini kestirir. Hâl böyleyken Meşruta ilanının haberi Tahran’dan Tebriz’e, Mirza Hasan Rüşdiye’nin özel olarak gönderdiği ulakla bildirilir ve bu haber Tebriz’de önemli siyasi olayların tetiklenmesine neden olur. Settar Han ve Bağır Han, 19 Meşruta taraftarlarının desteğiyle “Encümen-e Eyalet-e Azerbaycan” 20 meclisini kurarlar; İran’da Azerbaycan eyaletinin özerk yönetiminin temellerini atarlar. İran merkezi yönetimi onlarla temasa geçerek resmî olarak tanısa da özerk meclisi ortadan kaldırmaya gayret eder. Bu meclis Güney Azerbaycan halkına büyük hizmetlerde bulunmuştur. Tah- ran tarafından konulan ağır vergiler hafifleştirilir, buğday ve önemli zaruri ürünlerin fiyatı indirilir, işsizlik önemli oranda azaltılır. Bu dönemde “Encü- men-e Eyalet-e Azerbaycan”, 21 “Komite-ye Mücahidin”, “Fedailer”, “Encümen-e İslamiyye” ve diğer siyasi gruplar faaliyete başlar.

Romanda Settar Han’ın derin siyasi düşünceye sahip olduğu, dönemin olay- larını iyi tahlil ederek İngiliz sömürge siyasetinin önüne geçtiği, eserin 430-443. sayfaları arasında görülür. Tebriz’deki İngiliz Konsolosu, Settar Han ve İran merkezi güçleri arasındaki çatışmalar sırasında ülkesinin çıkarlarını korumak ve İngiliz siyasetini yürütmek için, Settar Han’ın evine gider; ona silah ve para desteği vermek için hazır olduklarını bildirir. Ancak Settar Han bu yardımların boşuna olmadığını anlayıp İngiliz Konsolosu’nun teklifine şu cevabı verir. Bizim bir atasözümüz der ki: “El gücü, sel gücü. (Elin gücü, dağdan aşan sel gücüne benzer.) Bizim halkımızın bize yardımı yeterlidir.” 24 Böylelikle İngiliz sömürgeci- lerinin İran’daki iç savaştan pay elde etme planları suya düşer. Settar Han’ın millî kimliğe ve millî benliğe sahip olduğu eserde aksettiril- miştir. Settar Han’ın yakın arkadaşı ve Meşruta hareketinde önemli rolü olan Rüşdiye’nin açtığı okullar, Azerbaycan Türkçesinde eğitim vermekteydi. “En- cümen-e Eyalet-e Azerbaycan”, tüm okullarda Azerbaycan Türkçesiyle eğitim verilmesini onaylar.

Sonuç

Eserde İran tarihinin son yüzyılına ait olaylar incelenerek sömürgeci devlet politikalarının yeni boyutları aydınlatılır. Son yüzyılda bu coğrafyada Türkle- rin siyaset sahnesinden çıkarılması, Türk dili ve kültürünü yok etme politi- kası yavaş yavaş yürütülmüştür. İngiliz Elçiliği’nde at bakıcılığı görevinde bu- lunan Rıza, politik sahneye çıkarılarak Kaçar Türklerine darbe vurulmuştur. Yeprim Han ve Rıza, Tebriz işgali sırasında ve Settar Han’ın öldürülmesinde etkin rol oynamışlardır. Son aşamada darbeyle Ahmed Şah saltanattan devri- lerek iş başına Rıza getirilmiştir. Farsçayı resmî dil ilan eden Pehlevi sülalesi, İran’da bin yıllık Türk kültür varlığını söküp atmakla işe başlamıştır. Türkçe kitaplar toplatılmış, okullarda Türkçe konuşanlara ceza konulmuştur. Bu si- yaset günümüze dek İran’da aynı şekilde yürütülmektedir. Settar Han Hamaseti romanı Güney Azerbaycan Türklerinin İran sahne- sinde ne kadar etkin olduğunu göstermektedir. Tebriz’in işgaliyle evine beyaz bayrağın asılmasına izin vermeyen Settar Han Karadağlı, Güney Azerbaycan Türklerinin millî benliğini ortaya koymuştur. Arkadaşlarıyla birlikte Osmanlı Konsolosluğu’na giderek Osmanlı Devleti’nin himayesini alan Serdar-ı Milli, Mehmet Emin Resulzade’nin söylediği gibi millî bilince sahip olduğunu göstermiştir.

Ömrünü halkının özgürlüğüne adayan ve sömürgecilerin karşısında duran Settar Han Karadağlı, Tahran’a davet edilerek halk tarafından kahramanca karşılanmıştır. Ne var ki işbirlikçiler onu etkisizleştirmek için planlar hazırla- mışlardır. Atabek Parkı’nda konuşlandırılan Settar Han, Bağır Han ve yoldaş- ları devlet tarafından silahsızlandırılmak istendiğinde çatışmalar başlamış, fedailer katledilmiştir. Ayağına mermi isabet eden Settar Han, bir süre hasta yattıktan sonra 17 Kasım 1914’te Tahran’da hayatını kaybetmiştir. Rey’de Şah Abdülazim avlusunda yol üzerine gömülen Settar Han Karadağlı’nın zi- yaretçilerinin aklına şu soru takılmaktadır: “İran uğruna ömrünü harcayan Güney Azerbaycan Türk kahramanın sonu bu mudur?” Abbas Penahi Makûyî’nin diğer tarihî romanları gibi “Settar Han Hamaseti” romanı da tarihsel gerçeklere bağlı kalarak olayların günü ve şahsiyetlerini yansıtmasıyla Güney Azerbaycan edebiyatında yer tutan gerçekçi bir eserdir. Bu romanda Güney Azerbaycan Türklerinin ülke için fedakârlıkları buna kar- şın onlara yapılan haksızlıkları görebiliriz.

Settar’ın çocukluğundan itibaren anlatılan hayatı, okuyucuya dönemin si- yasi ve sosyal hayatı konusunda önemli ip uçları vermektedir. Eserin başlıca olayları Tebriz ve Tahran gibi büyük şehirlerde geçmektedir. Bu şehirlerin siyasi - kültürel hayatı, her ikisinin İran’daki önemini göstermektedir. Eser, Güney Azerbaycan coğrafyası adlarını içeren bir belge olarak da değerlendirilebilir. Bu adların bazılarının Farsçaya çevrildiğini görmekteyiz. Eserde geçen coğrafi adların içinde Kotur Çayı, Daracık, Koşabulağ, Boz Dağı, Sovuk Bulak, Salmas, Hoy ve Zengan’ı görmekteyiz. Farslaştırma politikası doğrultusunda bu adların bazısı devlet tarafından değiştirilse de yerli halk hâlâ eski adları kullanmaktadır. Örneğin Türkçe kökenli “Koşaçay” ve “Sovuk Bulag” şehir adlarının Farsça karşılıkları “Miyandoab” ve “Serdeşt”tir. Eser bu yönüyle Azerbaycan Türklerinin yer adlarının kökenini korumasında ta- rihsel bir belge niteliği taşımaktadır. Güney Azerbaycan Türkleri, İran’ın siyasi hayatındaki yerini ve önemini tarih boyunca ispatlamışlardır. Buna rağmen Kaçar Türk hanedanının yerine gelen Pehlevi ailesi, Türk varlığına ve kültürüne düşmanlığını göstermiştir. Pehleviler iş başına geldikten sonra Türk dilini yasaklamakla kalmayıp Kaçar döneminden kalan ve Türk kültürünü yansıtan binaları yok etmek için par- lamentodan bir yasa çıkarmışlardır. Bu yasa ile beraber Tebriz ve Tahran’da birçok tarihî bina yıkılmıştır. Bu binalar arasında romanda adı geçen Âli Kapı, Erk Kalesi, Darüssaltana binası bulunmaktadır. Ne yazık ki 1925’te başlayan İran Türklerine karşı asimilasyon ve yok sayma politikası bugün de aynı hızla devam etmektedir. İran’ı savunan ve bütünlü- ğünü sağlayan Şah İsmail’in torunlarının, tarih boyu elde ettikleri tek şey İran siyasetinden dışlanma, asimilasyon ve hakaretten başka bir şey olmamıştır.

KAYNAK

https://dergipark.org.tr/tr/pub/tda/issue/70057/872995

  
17 kez okundu

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın
Döviz Bilgileri
AlışSatış
Dolar42.325042.4946
Euro48.977149.1733
Hava Durumu
Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi1
Bugün Toplam43
Toplam Ziyaret11722