• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • Site Haritası

GÜNEY AZERBAYCAN STRATEJİK ARAŞTIRMALAR MERKEZİ

GÜNAZSAM

GÜNEY AZERBAYCAN MİLLLİ UYANIŞI
Site Haritası
RESİMLER
AYAKLANMA RESİMLERİ
İRAN’DA ÖNLEYİCİ GÜVENLİK POLİTİKASI OLARAK TAMPON BÖLGE OLUŞUMU

İran’da Tampon Bölgenin Önemi

İran ile Amerika arasında gerginlik Türk Devletler Teşkilatı, Türkiye ve Güney Azerbaycan Türkleri üzerinde doğrudan etkiler yaratabilecek bölgesel bir kriz olarak değerlendirilmelidir. Olası bir çatışma ortamı, yalnızca güvenlik dengelerini değil, aynı zamanda bölgedeki demografik yapıyı ve sosyo‑ekonomik istikrarı da tehdit etmektedir. Bu bağlamda Türkiye Cumhuriyeti’nin, hem bölgedeki Türk nüfusunun korunması hem de Türk Devletleri Teşkilatı’nın vizyonuna uygun olarak bölgesel istikrarın sürdürülmesi yönünde stratejik adımlar atması gerektiği ileri sürülmektedir. Özellikle Güney Azerbaycan topraklarında ortaya çıkabilecek göç hareketlerinin önlenmesi ve PAK ile PJAK gibi örgütlerin sınır hattında yuvalanmasının engellenmesi, Türkiye’nin güvenlik politikalarının öncelikli hedefleri arasında yer almaktadır. Bu çerçevede, Suriye örneğinde olduğu gibi Türkiye‑İran sınırında 50 kilometrelik bir güvenlik hattının oluşturulması, sınır güvenliğinin sağlanması ve terör yapılanmalarının bertaraf edilmesi açısından önerilmektedir. Böyle bir yaklaşım, yalnızca ulusal güvenlik perspektifinden değil, aynı zamanda bölgesel barışın ve istikrarın korunması açısından da önem arz etmektedir.

Batı Azerbaycan’a Tampon Bölgenin Önemi ve Önleyici Güvenlik Politikası Gereksinimleri

Batı Azerbaycan bölgesi, jeopolitik konumu ve demografik yapısı itibarıyla Türkiye‑İran sınır hattında stratejik bir öneme sahiptir. Bölgenin güvenlik dengeleri, yalnızca yerel halkın sosyo‑ekonomik istikrarını değil, aynı zamanda Türkiye’nin ulusal güvenliğini ve Türk dünyasının bölgesel vizyonunu doğrudan etkilemektedir. Bu bağlamda tampon bölge oluşturulması, sınır hattında ortaya çıkabilecek göç hareketlerini, terör örgütlerinin yuvalanmasını ve bölgesel istikrarsızlık risklerini önleyici bir güvenlik politikası olarak değerlendirilmektedir. Tampon bölge uygulaması, uluslararası ilişkiler literatüründe “önleyici güvenlik” ve “stratejik derinlik” kavramlarıyla ilişkilendirilmekte; devletlerin sınır ötesi tehditlere karşı proaktif tedbirler geliştirmesinin bir aracı olarak görülmektedir. Batı Azerbaycan’da önerilen tampon bölge, Maku, Bazergan, Hoy, Urumiye, Salmas ve Koşaçay gibi şehirleri kapsayarak hem demografik yapının korunmasına hem de bölgesel istikrarın sürdürülebilirliğine katkı sağlayacaktır. Dolayısıyla bu güvenlik hattı, yalnızca askeri bir tedbir değil, aynı zamanda bölgesel barışın, kültürel kimliğin ve sosyo‑ekonomik düzenin korunması açısından da kritik bir gereklilik olarak ortaya çıkmaktadır.

 

Batı Azerbaycan’ın Türk Dünyası İçin Önemi ve Türk Devletler Teşkilatı

Batı Azerbaycan, jeopolitik konumu, tarihsel mirası ve demografik yapısı itibarıyla Türk dünyası açısından stratejik bir bölge olarak öne çıkmaktadır. Bölge, hem Türkiye’nin doğrudan sınır komşusu olması hem de Azerbaycan Türklerinin yoğun olarak yaşadığı bir coğrafya olması nedeniyle, Türk dünyasının kültürel ve siyasal bütünlüğü açısından kritik bir rol üstlenmektedir. Batı Azerbaycan’ın sahip olduğu tarihsel şehirler ve kültürel dokular, Türk kimliğinin sürekliliğini ve ortak hafızanın canlı tutulmasını sağlayan unsurlar olarak değerlendirilmektedir.

Bu bağlamda Türk Devletler Teşkilatı’nın vizyonu, Batı Azerbaycan’ın önemini daha da artırmaktadır. Teşkilat, Türk dünyası ülkeleri arasında siyasi, ekonomik, kültürel ve güvenlik alanlarında iş birliğini geliştirmeyi hedeflemekte; ortak kimlik ve dayanışma bilincini güçlendirmektedir. Batı Azerbaycan’ın Türk Devletler Teşkilatı perspektifinde ele alınması, yalnızca bölgesel güvenlik açısından değil, aynı zamanda Türk dünyasının bütünleşme sürecinde stratejik bir adım olarak görülmektedir. Bölgenin korunması ve istikrarının sağlanması, Türk dünyasının ortak çıkarlarının ve uzun vadeli vizyonunun gerçekleştirilmesi açısından temel bir gereklilik olarak ortaya çıkmaktadır.

Dolayısıyla Batı Azerbaycan, Türk dünyası için yalnızca coğrafi bir bölge değil, aynı zamanda kültürel kimliğin, tarihsel sürekliliğin ve bölgesel dayanışmanın sembolü olarak değerlendirilmektedir. Türk Devletler Teşkilatı’nın bu bağlamda üstleneceği rol, bölgenin hem güvenlik hem de kültürel açıdan geleceğe taşınmasında belirleyici olacaktır.

İran Devletinin Gizli Stratejileri ve Sinsi Hareketleri

İran devleti yıllarca PKK terör örgütüne verdiği lojistik destek, Karabağ’da Ermeni yanlı tutumu, Suriye ve Irakta vekâlet savaşlarının yürütmesi en son sinsi politikasının örneğini müzakere yerinin İstanbul’dan Maskat’a aktarmasında vuku bulmuştur.

İran devletinin bölgesel politikaları, çoğu zaman doğrudan ve açık diplomatik girişimlerden ziyade dolaylı, örtük ve stratejik hamleler üzerinden şekillenmektedir. Bu bağlamda İran devletinin sinsi hareketleri, uluslararası ilişkiler literatüründe örtük diplomasi, vekâlet savaşları ve asimetrik güç kullanımı gibi kavramlarla açıklanmaktadır. İran’ın özellikle Güney Azerbaycan, Irak, Suriye ve Lübnan gibi bölgelerde yürüttüğü faaliyetler, doğrudan devlet politikası görünümünden ziyade, farklı aktörler aracılığıyla gerçekleştirilen dolaylı müdahaleler şeklinde ortaya çıkmaktadır. Bu stratejiler, hem bölgesel nüfuz alanını genişletme hem de ulusal güvenlik çıkarlarını koruma amacı taşımaktadır.

Dolayısıyla İran’ın bu tür politikaları, yalnızca komşu ülkeler açısından değil, aynı zamanda Türk dünyası ve Türk Devletler Teşkilatı bağlamında da dikkatle incelenmesi gereken bir olgu olarak karşımıza çıkmaktadır. Akademik açıdan bu durum, devletlerin uluslararası sistemde görünür ve görünmez güç unsurlarını nasıl kullandıklarını anlamak için önemli bir örnek teşkil etmektedir.

Tüm bu nedenler dikkate alındığında, İran’ın Batı Azerbaycan bölgesi üzerinde yürüttüğü politikaların ve stratejik girişimlerin sonuçsuz bırakılması için Türkiye Cumhuriyeti’nin bölgede tampon bölge oluşturması gerekliliği ortaya çıkmaktadır. Böyle bir tampon bölge, yalnızca sınır güvenliğinin sağlanması açısından değil, aynı zamanda bölgedeki demografik yapının korunması, göç hareketlerinin önlenmesi ve terör örgütlerinin sınır hattında yuvalanmasının engellenmesi bakımından da kritik bir işlev üstlenecektir. Uluslararası ilişkiler literatüründe tampon bölge uygulamaları, devletlerin sınır ötesi tehditlere karşı geliştirdikleri önleyici güvenlik politikalarının somut bir örneği olarak değerlendirilmektedir. Bu bağlamda Batı Azerbaycan’da önerilen tampon bölge, Türkiye’nin ulusal güvenlik stratejileriyle uyumlu olduğu kadar, Türk dünyasının bölgesel istikrar vizyonuna da katkı sağlayacak niteliktedir. Dolayısıyla söz konusu güvenlik hattı, yalnızca askeri bir tedbir değil, aynı zamanda bölgesel barışın, kültürel kimliğin ve sosyo‑ekonomik düzenin korunması açısından da stratejik bir gereklilik olarak görülmelidir.

Doç. Dr. Nabi AZEROĞLU

  
155 kez okundu

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın
Döviz Bilgileri
AlışSatış
Dolar43.487843.6620
Euro51.580151.7868
Hava Durumu
Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi2
Bugün Toplam31
Toplam Ziyaret17662