• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • Site Haritası

GÜNEY AZERBAYCAN STRATEJİK ARAŞTIRMALAR MERKEZİ

GÜNAZSAM

GÜNEY AZERBAYCAN MİLLLİ UYANIŞI
Site Haritası
RESİMLER
AYAKLANMA RESİMLERİ
Azerbaycan Millî Hükûmeti Dönemi İran Türk Edebiyatı: Bir Uyanışın Kaleme Dönüşmesi

1941 yılına gelindiğinde İran’da yeni bir dönem başladı. II. Dünya Savaşı şartlarında kuzeyden Sovyetler, güneyden İngilizler İran’a girdi. Rıza Şah Pehlevî tahttan indirilerek sürgüne gönderildi ve yerine oğlu Muhammed Rıza Pehlevî geçirildi. Bu gelişme, İran Türkleri için kısa süreli de olsa yeni bir nefes alanı açtı. Uzun yıllar baskı altında tutulan Türk dili, Türk kültürü, matbuat ve edebî hayat yeniden hareketlenmeye başladı.

İşte 1941-1946 yılları arasındaki bu dönem, İran Türk edebiyatı tarihinde ayrı bir dönüm noktasıdır. Çünkü bu yıllarda İran Türkleri hem siyasî hem kültürel bakımdan yeniden toparlanma imkânı bulmuş; ana dilde yayın, eğitim, şiir, tiyatro, hikâye, gazete ve dergi faaliyetleri dikkat çekici bir canlılık kazanmıştır. Bu canlılığın merkezinde Tebriz ve Azerbaycan Millî Hükûmeti yer almıştır.

II. Dünya Savaşı yıllarında İran’ın içine düştüğü siyasî buhran, ülkenin kuzeyinde yaşayan Türkler için yeni bir hareket alanı meydana getirdi. Tebriz başta olmak üzere Güney Azerbaycan şehirlerinde gazeteler yayımlandı, kitaplar basıldı, kültür ocakları kuruldu; tiyatro, musiki ve edebiyat faaliyetleri hız kazandı. Bu gelişmeler, İran Türk edebiyatı için yeni bir sayfanın açılması demekti.

Bu dönemin en önemli şahsiyetlerinden biri Seyid Cafer Pişeverî’dir. Hoy doğumlu bir Türk olan Pişeverî, uzun yıllar hapis yatmış, zindandan çıktıktan sonra Tahran’da “Ajir” gazetesini çıkarmış, ardından Tebriz’e geçerek İran Türklerinin millî hak ve hürriyet mücadelesinde öncü isimlerden biri olmuştur. Tebriz’den milletvekili seçilmesine rağmen meclise alınmaması, onu ve arkadaşlarını daha kararlı bir mücadele çizgisine yöneltmiştir. 1945’te Tebriz’de Azerbaycan Demokrat Partisi’nin teşkilatlanması ve ardından Azerbaycan Millî Hükûmeti’nin kurulması, İran Türklerinin modern tarihindeki en önemli hadiselerden biri olarak tarihe geçmiştir.

Pişeverî ve Kalemin Mücadelesi

Pişeverî’nin öncülüğünde gelişen hareket, 1945 yılında Azerbaycan Demokrat Partisi’nin kurulması ve Azerbaycan Millî Hükûmeti’nin ilan edilmesiyle yeni bir safhaya girdi. Bu hükûmetin siyasî ömrü kısa sürmüş olsa da kültür, eğitim, edebiyat ve basın alanında meydana getirdiği canlılık son derece önemlidir. Türkçe yeniden kamusal alana çıkmış; okulda, gazetede, sahnede, şiirde, hikâyede ve halk toplantılarında güçlü biçimde görünür hâle gelmiştir.

Pişeverî, siyaset adamı kimliğinin yanında güçlü bir hatip, yazar ve gazetecidir. Onun konuşmaları, makaleleri ve fikir yazıları, dönemin siyasî ruhunu yansıtmakla kalmaz; edebî kuvvetiyle de dikkat çeker. Pişeverî’nin yazıları, İran Türk edebiyatında fikir yazısının, hitabetin ve gazeteciliğin ne kadar etkili bir mücadele alanı hâline geldiğini göstermektedir.

Bu dönemde edebiyat, dar anlamda estetik bir faaliyet olarak görülmemiştir. Şiir, halkı uyandıran bir çağrıya; makale, hak arayışının sesine; tiyatro, millî ruhun sahnedeki ifadesine dönüşmüştür. Şairler ve yazarlar, İran Türklerinin içinde bulunduğu sosyal ve siyasî durumu, Şah idaresinin baskılarını, feodal düzenin çarpıklıklarını, emperyalist güçlerin müdahalelerini ve halkın hürriyet arzusunu eserlerine taşımışlardır.

Bu bakımdan 1941-1946 dönemi İran Türk edebiyatı, millî muhtevanın belirginleştiği, toplumcu hassasiyetin güçlendiği, hürriyet fikrinin şiire ve nesre sindiği bir edebiyat hareketidir. Edebiyat artık ferdî duyguların ifadesi olmaktan çıkmış, bir milletin kader arayışının dili hâline gelmiştir. Daha önce baskı altında tutulan söz, bu kısa dönemde büyük bir coşkuyla kendini ifade etme imkânı bulmuştur.

Şairler, Yazarlar ve Millî Edebiyatın Yeni Sesi

Bu dönemin edebî şahsiyetleri arasında Ali Fıtrat, İbrahim Zakir, Cafer Mehmetzâde Kâşif, Gaşem Caferi, Muhammed Ali Hilâl Nasirî, Tağı Eranî, Genceli Sebahî, Hüseyin Cavan, Rahim Cadniku, Muhammed Bağır Niknâm, Muhammed Ali Düzdüzanî, Haşim Terlan, Ali Tude ve daha pek çok isim yer almaktadır. Bu şahsiyetlerin bir kısmı şiirle, bir kısmı nesirle, bir kısmı tiyatroyla, bir kısmı gazetecilikle, bir kısmı da âşıklık geleneğiyle dönemin ruhuna hizmet etmiştir.

Bu yıllarda ortaya çıkan millî heyecan; şiire, türküye, destana, ağıta, tiyatroya ve makaleye dönüşmüştür. Edebiyat artık kapalı meclislerin dar alanında değil; gazetelerde, meydanlarda, sahnelerde, okul kitaplarında ve halk toplantılarında yaşayan bir güçtür. Bu sebeple Azerbaycan Millî Hükûmeti yılları, İran Türk edebiyatında dilin yeniden kamusal hayatla buluştuğu önemli bir devredir.

Ali Fıtrat, bu dönemin vatan ve hürriyet şairlerinden biridir. Hayatını İran Türklerinin millî varlığına, eğitimine ve edebiyatına adayan Fıtrat, genç yaşlardan itibaren matbaa ve edebiyat çevrelerinde bulunmuş; “Bum ve Bülbül” ve “Divan-ı Fıtrat” gibi eserleriyle tanınmıştır. “Sehend”, “Şahin”, “Tebriz”, “Azerbaycan”, “Veten Yolunda” gibi yayın organlarında yazılar yazmış, millî muhtevalı şiirleriyle halkın duygularına tercüman olmuştur. Onun şiirlerinde vatan sevgisi, millî şuur ve hürriyet duygusu güçlü biçimde hissedilir. Ali Fıtrat’ın hayatı, edebiyat ile mücadelenin birbirinden ayrılmadığı bu devri anlamak bakımından önemlidir.

İbrahim Zakir de çağdaş İran Türk şiirinin güçlü temsilcilerindendir. Meşrutiyet ve Hiyabanî çizgisinden gelen mücadele geleneği içinde yetişen Zakir, 1941-1945 yıllarında İran Türklerinin hürriyet hareketlerine aktif biçimde katılmıştır. “Molla Nesreddin” mecmuasından etkilenen şair, satirik şiirleriyle feodalizmi, sömürüyü, haksızlığı ve gericiliği hedef almıştır. Mirza Alekber Sabir ve Mirza Ali Mu’ciz çizgisinin takipçilerinden olan Zakir’in şiirlerinde halkın saadeti, sosyal adalet arzusu ve millî uyanış fikri belirgin biçimde hissedilir. Onun şiiri, bir sanat faaliyeti olduğu kadar aynı zamanda bir vicdan hareketidir.

Cafer Mehmetzâde Kâşif ise bu dönemin en trajik simalarından biridir. Güney Azerbaycan’ın Mamağan kasabasında doğan Kâşif, 1945’te başlayan bağımsızlık hareketine kalemiyle destek vermiştir. Şiirlerinin halk üzerindeki etkisi, onu Şah yönetiminin hedeflerinden biri hâline getirmiştir. Hayatına vahşice son verilmesi, Azerbaycan Millî Hükûmeti döneminin kanla bastırılan edebî hafızasını gösteren acı örneklerden biridir. Kâşif’in akıbeti, o yıllarda şiirin ve kalemin nasıl büyük bir güç olarak görüldüğünü açık biçimde ortaya koymaktadır.

Gaşem Caferi, İran Türk edebiyatında âşıklık geleneğini millî mücadele ruhuyla birleştiren isimlerdendir. Dede Korkut’tan gelen saz ve söz geleneğinin yaşadığı bir çevrede yetişen Gaşem, Kuzey Azerbaycan’da uzun yıllar kalmış, âşıklık geleneğini öğrenmiş, ardından 1945 hareketine katılmıştır. Millî Hükûmet’in yıkılmasından sonra dağa çıkması ve yıllarca Mişov Dağı’nda kaçak yaşaması, onun hayatını destansı bir mücadele hikâyesine dönüştürmüştür. “El Meni Atmaz” ve “Veten Bülbülüyem, El Âşığıyam” adlı eserleri, halkla iç içe yaşayan bir sanatkârın mirasıdır.

Türkçe, Basın ve Sahne

Azerbaycan Millî Hükûmeti döneminin en önemli taraflarından biri Türkçenin eğitim, basın ve kültür hayatında güç kazanmasıdır. Gazeteler, dergiler, tiyatrolar ve edebî toplantılar, Türkçenin toplum hayatındaki yerini pekiştirmiştir. “Veten Yolunda”, “Azerbaycan”, “Sitaré-yi Azerbaycan” gibi yayın organları dönemin fikrî ve edebî hayatını besleyen kaynaklar olmuştur.

Muhammed Ali Hilâl Nasirî, dil, edebiyat, tiyatro ve yayıncılık sahalarında önemli hizmetlerde bulunmuş Türkçü şahsiyetlerden biridir. Tebriz’de kitapçılık yapmış, halkın uyanışı için kitap ve dergi neşretmeyi bir ülkü hâline getirmiştir. “Sitaré-yi Azerbaycan” gazetesini çıkarmış, “Hophopnâme” ve “Divan-ı Lâhûtî” gibi eserlerin yayımlanmasına katkı sağlamış; “Mirza Tağı Han Emir-i Kebir”, “Nejad-ı Beşer” ve “Ana Dili” adlı piyesleriyle tiyatro sahasında iz bırakmıştır. Onun çalışmaları, 1941-1946 döneminde edebiyatın kitapçı dükkânından sahneye, gazeteden halk toplantılarına kadar geniş bir alana yayıldığını göstermektedir.

Hilâl Nasirî için edebiyat, halkı bilinçlendiren bir mektep; tiyatro ise millî ruhu sahneye taşıyan canlı bir kürsüdür. Bu yönüyle o, ana dil meselesini kültürün merkezine yerleştiren isimlerden biridir. “Ana Dili” adlı piyesi bile başlı başına onun hangi hassasiyetle hareket ettiğini göstermeye yeter.

Hüseyin Cavan da bu dönemin önemli âşık ve şairlerindendir. Tebriz Âşıklar Ansamblı’nın başkanlığını yapmış, âşıklık geleneğini yeni dönemin ruhuyla buluşturmuştur. Onun şiirleri, destanları ve halk hikâyeleri, İran Türk edebiyatının sözlü ve yazılı damarlarını birbirine bağlayan önemli eserlerdir. Hüseyin Cavan’ın sanatı, halk edebiyatının millî mücadele dönemlerinde nasıl güçlü bir taşıyıcı unsur hâline geldiğini göstermesi bakımından da dikkat çekicidir.

Bu yıllarda gazete, dergi, kitap, sahne ve saz birbirini tamamlayan unsurlar hâline gelmiştir. Bir tarafta fikir yazıları ve siyasî makaleler halkı bilinçlendirmiş, diğer tarafta şiirler, türküler ve destanlar millî heyecanı diri tutmuştur. Böylece edebiyat, yalnız okunan bir metin değil; söylenen, dinlenen, sahnelenen ve toplumu harekete geçiren canlı bir kuvvet olmuştur.

Bir Dönemin Anlamı

1941-1946 yılları arasındaki bu hareketin siyasî ömrü kısa sürmüştür. Fakat edebiyat, kültür ve millî hafıza bakımından tesiri uzun yıllara yayılmıştır. Bu dönem, İran Türklerinin kendi diliyle yazma, kendi kimliğiyle konuşma, kendi kaderini düşünme iradesinin kuvvetle ortaya çıktığı bir devredir.

Azerbaycan Millî Hükûmeti dönemi İran Türk edebiyatı, şairlerin ve yazarların eserlerinden ibaret değildir. O aynı zamanda bir halkın uyanışıdır. Bir milletin kalemle, sazla, sözle, gazete ile, tiyatro ile kendi varlığını savunma çabasıdır. Bu dönemde Türkçe, yeniden meydanlara, meclislere, gazetelere, okullara ve sahnelere taşınmış; İran Türklerinin kültürel hafızasında silinmez izler bırakmıştır.

Bu sebeple 1941-1946 dönemi, İran Türk edebiyatı tarihinde bir ara dönem değil, gerçek anlamda bir dönüm noktasıdır. Çünkü o yıllarda yazılan şiirler kâğıt üzerinde kalmamış, milletin hafızasına da yazılmıştır. Ve milletlerin hafızasına yazılan sözler, aradan yıllar geçse de silinmez.

Prof. Dr. Ali KAFKASYALI

  
6 kez okundu

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın
Döviz Bilgileri
AlışSatış
Dolar46.415746.6017
Euro52.891853.1038
Hava Durumu
Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi2
Bugün Toplam88
Toplam Ziyaret31502